Psikoseksüel Gelişim Kuramı: Fallik, Latent ve Genital Dönem

‍ Sigmund Freud, psikoseksüel gelişim kuramında kişilik oluşumunun temelini çocukluk dönemindeki cinsel enerjinin (libido) nasıl yönlendirildiği ve tatmin edildiği ile alakalı ele alır. Bu kuramda beş evre tanımlanır: oral, anal, fallik, latent ve genital. Bu yazıda, fallik dönemden başlayarak genital döneme kadar uzanan son üç evreyi inceleyeceğiz. Oral ve anal dönemler için Psikoseksüel Gelişim Kuramı: Oral ve Anal Dönemler başlıklı yazıya göz atılabilir.

‍ ‍

Fallik Dönem (3-6 Yaş)

‍ Freud'un görüşlerine göre, insan doğuştan iki temel dürtüyle dünyaya gelir: libido (yaşam ve cinsel enerji) ve agresyon (saldırganlık ve ölüm). Bu dürtüler, doğumdan itibaren bir dizi psikoseksüel gelişim evresinden geçerek şekillenir. Her evre, kendine özgü bir gelişim ödevi ve çözülmesi gereken bir çatışma barındırır. Oral ve anal dönemlerden sonra üçüncü aşama olarak fallik dönem karşımıza çıkar. Bu dönemde libidonun odağı genital bölgeye kayar ve bu bölge erotojen bölge haline gelir.

‍ ‍

Fallik dönemdeki çocuklar, yoğun bir merak duygusu ile çevreyi ve kendilerini keşfetmeye başlarlar. Farklı olduklarının farkına varan çocuklar, bu farkın kaynağını araştırmaya girişirler. Bu merak, cinsel organlara ve cinsiyete dayalı farklılıklara yoğunlaşır. Bu dönemde çocuklarda mastürbasyon ve cinsel oyunlar gözlemlenebilir.

‍ ‍

Freud'a göre fallik dönemde çocuklar, karşı cinsten ebeveynlerine karşı cinsel arzular beslerler. Erkek çocukta bu durum, babanın yerini alarak anneye sahip olma isteği olarak karşımıza çıkar. Freud, bu karmaşaya Yunan mitolojisinde yazgısı nedeniyle bilmeden babasını öldüren ve annesiyle evlenen Kral Oidipus'un adını vermiştir. Freud, Oidipus kompleksini, çocukların bilinçli olarak aynı cinsten ebeveyni öldürmek ve karşı cinsten ebeveyne sahip olma arzusu olarak değil, gelişimsel olarak bu tür bilinçdışı duygulara sahip olduklarını açıklamaya çalışmaktadır (Yazgan İnanç & Yerlikaya, 2020).

‍ ‍

Oidipus kompleksi, erkek ve kız çocuklarda farklı şekilde seyreder. Başlangıçta her iki çocuk da ihtiyaçlarını karşıladığı için anneye bağlıdır ve annenin sevgisini paylaştığı için babadan hoşlanmazlar. Bu duygular erkek çocukta devam ederken, kız çocukta değişim gösterir (Geçtan, 1997).

‍ ‍

a. Erkek Çocuklarda Odipus Kompleksi

‍ Yetişkinlerde gözlemlediği sevgi gösterisini annesine de sunmak isteyen erkek çocuk, arzusunun önünde bir engel olarak babasını görmeye başlar. Güçlü ve otoriter baba figürü, bu arzuların tatminini engellemekle kalmayıp, cezalandırma tehdidi de oluşturur. Freud, bu korkunun temelinin, babanın penisi keseceğine dair bir inanç olduğunu söyler ve buna "kastrasyon anksiyetesi" (iğdiş edilme/hadım edilme korkusu) adını verir.

‍ ‍

Kız çocuklarında penisin daha önceden var olduğuna fakat cezalandırma sonucu kaybedildiğine dair inanç, erkek çocuklarının kastrasyon anksiyetesinin temelini oluşturur. Bu korku, anneye yönelik cinsel isteklerin bastırılmasına ve bilinçdışına itilmesine yol açar. Aynı zamanda, baba figürüyle özdeşleşme süreci de başlar. Anneye yönelik tehlikeli arzuların yerini, sıcak sevgi duyguları alır (Geçtan, 1997).

‍ ‍

Babayla kurulan bu özdeşim, erkek çocuğun cinsel kimliğini kazanmasına ve otoritesini kabul etmesine yardımcı olur. Bu sayede, babanın özelliklerini içselleştiren çocuk, ahlaki değerlerini de benimser ve süperegonun gelişimiyle birlikte toplumsallaşma süreci başlar (Yazgan İnanç & Yerlikaya, 2020).

‍ ‍

b. Kız Çocuklarda Odipus Kompleksi

Kız çocuklarında Oidipus kompleksi, erkek çocuklarından farklı nedenlerle ortaya çıkar. İlk sevgi nesnesi anne olsa da, kız çocuğu, kendisi ile penise sahip erkekler arasındaki farkı keşfettiğinde, bu durumun sorumlusunu annesinde görmeye başlar. Kız çocuğu, bu "eksikliği" annesinin kendisine penis vermediği veya yanlış bir davranışı nedeniyle penisini kestiği şeklinde yorumlayabilir ve annesine karşı düşmanca duygular beslemeye başlayabilir. Freud'un "penis özentisi" olarak adlandırdığı bu durum, kız çocuğunun güç sembolü olarak gördüğü bu organa sahip olma arzusunu ifade eder.

‍ ‍

Bu dönemde kız çocuğunun libidosu, özendiği organa sahip olan babaya yönelir. Babanın kendisine penis verebileceği veya yitirdiği organın yerine geçebilecek bir bebek verebileceğini düşünen kız çocuğu, babasına karşı cinsel arzular beslemeye başlar. Fakat bu organa sahip olamayacağını anlayan kız çocuğu, bu arzusunu doyuma ulaştırmanın farklı yollarını arar ve cinsel ilgi penis yerine klitorise odaklanır.

‍ ‍

Babasına sahip olma arzusunun gerçekleşmeyeceğini anlayan kız çocuğu, bu arzularını bastırır ve anneyle özdeşleşmeye başlar. Çocuk, babasına karşı beslediği cinsel arzuları ergenlikte uygun cinsel nesneye, yani diğer erkeklere yöneltmek üzere bastırır ve babasının sevdiği kişiyle, yani annesiyle özdeşleşerek bu karmaşayı çözer. Karmaşanın çözülmesi, kız çocuklarının uygun cinsel kimliği kazanmaları ve ebeveynlerinin değer yargılarını içselleştirmeleriyle sonuçlanır (Yazgan İnanç & Yerlikaya, 2020).

‍ ‍

Fallik dönemde takılma yaşayan erkek çocukları yetişkinlik yıllarında

·       Kendini beğenmişlik

·       Böbürlenme

·       Pervasızlık

·       Erkekliklerini aşırı vurgulama ve ispatlama çabası

·       Baştan çıkarıcılık gibi özellikler geliştirebilirler (Yazgan İnanç & Yerlikaya, 2020).

‍ ‍

Bu dönemde takılma yaşayan kadınlarda ise

·       Kadınsı özelliklerini vurgulama

·       Ayartıcılık

·       Cinsel ilişki konusunda ayrım gözetmeme gibi davranışlar gözlenebilir (Yazgan İnanç & Yerlikaya, 2020).

‍ ‍

Gizil Dönem (6-12 Yaş)

‍Latent veya gizil dönem, psikoseksüel gelişimin üçüncü evresini takip eden ve libidonun herhangi bir organ veya bölgeye odaklanmadığı bir dönemdir. Bu nedenle, bu dönem psikoseksüel gelişimin klasik aşamaları arasında sayılmaz. Ebeveynlerin koyduğu yasaklar ve gelişmekte olan süperego, cinsel arzuların bastırılmasına ve fallik dönemin anılarının unutulmasına yol açar (Yazgan İnanç & Yerlikaya, 2020).

‍ ‍

Cinsel içgüdülerin yarattığı gerilimin ardından, gizil dönem nispeten sakin bir şekilde geçer. Çocuğun ilgisi cinsellikten uzaklaşarak okula, oyun arkadaşlarına, spora ve diğer yeni faaliyetlere yönelir. Bu dönem, çocuğun sosyalleşmeye başladığı ve diğerleriyle ilişkiler kurduğu bir evredir (Corey, 2015).

‍ ‍

Genital Dönem (Ergenlik ve Sonrası)

‍Ergenlik döneminde endokrin sistem, ikincil cinsiyet özelliklerinin ortaya çıkmasına neden olan hormonları salgılamaya başlar. Bu durum, ergenin cinsel heyecan ve faaliyetlerinde artışa yol açar. Bu aşamada libido tekrar genital bölgeye odaklanır ve bu değişimler her iki cinsiyet için de üreme yeteneğinin gelişmesi anlamına gelir (Yazgan İnanç & Yerlikaya, 2020).

‍ ‍

Fallik dönemin eski dürtüleri yeniden canlanır ve yaşlılığa kadar devam eder. Sosyal sınırlamalar ve tabulara rağmen, ergenler cinsel enerjileriyle başa çıkmak için arkadaşlık kurma, sanat veya sporla uğraşma ve bir kariyere hazırlanma gibi çeşitli sosyal açıdan kabul gören faaliyetlere yönelebilirler (Corey, 2015).

‍ ‍

Genital aşama, normal psikoseksüel gelişimin nihai hedefidir. Bu aşamadaki birey, sosyal ve cinsel ilişkilerinde olgun ve sorumlu davranabilen, cinsel dürtülerini uygun şekilde kontrol edebilen bir kişiliğe sahip olur (Yazgan İnanç & Yerlikaya, 2020). Ergen artık sadece narsisistik amaçlarla değil, özgeci duygularla da diğer insanlara yaklaşmaya başlar. Cinsel çekim, sosyalleşme, grup etkinlikleri, meslek planlaması ve yuva kurma isteği bu dönemde belirginleşir. Kendine odaklı narsisistik çocuk, gerçeklere dayalı bir yetişkine dönüşür. Freud, psikoseksüel gelişim evrelerinin birbirinden keskin bir şekilde ayrılmadığını ve her bir dönemin kişilik oluşumuna katkıda bulunduğunu vurgulamıştır (Geçtan, 1997).

Freud’un fallik, latent ve genital dönemlere ilişkin açıklamaları, kişilik gelişimini erken çocukluk deneyimleri ve bilinçdışı süreçler üzerinden anlamlandırmaya çalışan ilk kapsamlı yaklaşımlar arasında yer almaktadır. Günümüzde kuramın özellikle Oidipus kompleksi, kastrasyon anksiyetesi ve penis özentisi gibi bazı kavramları bilimsel açıdan sınırlı destek bulsa da, çocukluk yaşantılarının yetişkinlikteki duygu, düşünce ve davranışlar üzerindeki etkisini tartışmaya açması bakımından önemini sürdürmektedir. Modern psikoloji, bireyin gelişimini tek bir kuramla açıklamaktan ziyade biyolojik yatkınlıklar, aile ilişkileri, sosyal çevre, kültür ve yaşam boyu edinilen deneyimlerin birlikte şekillendirdiği çok boyutlu bir süreç olarak ele almaktadır. Bu nedenle Freud’un psikoseksüel gelişim kuramı, günümüzde daha çok tarihsel ve kuramsal bir çerçeve olarak değerlendirilmekte; kişilik gelişimine ilişkin sonraki araştırma ve kuramların anlaşılmasına önemli bir temel oluşturmaktadır.

‍ ‍

‍ ‍

KAYNAKÇA:

‍ ‍

Corey, G. (2015). Psikolojik Danışma Kuram ve Uygulamaları (T.Ergene, Çeviren). Ankara: Mentis Yayıncılık. (Orijinal eser 2009 yılında basılmıştır.)

‍ Geçtan, E. (1997). Psikodinamik Psikiyatri ve Normaldışı Davranışlar. İstanbul: Remzi Kitabevi.

‍ ‍Yazgan İnanç, B., & Yerlikaya, E.E. (2020). Kişilik Kuramları. Ankara: Pegem Akademi Yayıncılık.

‍ ‍

Previous
Previous

Psikoseksüel Gelişim Kuramı: Oral ve Anal Dönemler